5 Mart 2021 Cuma

Rüyalar - XXIV

(17 Mayıs 2020 Pazar - Eskişehir)

Z.M. Eskişehir'e gelmiş eşiyle. Onunla buluşuyoruz. Y. de orada (Belki bir başkası?). İstanbul'da geçinmek çok zor diye onu Eskişehir'e taşınmaya ikna etmeye çalışıyoruz. "İşi bırak, gel üniversiteye" filan diyoruz. "Yok," diyor, "iyice görmem lazım." Sonra da ekliyor, "Daha aç kalmadık."


(19 Mayıs 2020 Salı - Eskişehir)

Birisiyle beraber bir kütüphaneye gidiyoruz. Bir hırsızlık peşindeyiz. Burası özel bir kütüphane. Kütüphanenin en üst katına girince burasının Yeşilçam kütüphanesi olduğunu ve az önce bir film gösterimi, toplantı ya da bir dersten çıkmış insanları görüyoruz. Şener Şen var, bir kaç tane daha yaşlı Yeşilçam oyuncusu var. Burada hırsızlık mevzuunu tamamen bırakıyorum/unutuyorum. Yanımdaki kişi de D.'ye dönüşüyor (ya da kimliği netleşiyor). 

Şener Şen ders verircesine eski Yeşilçam filmlerini övüyor. "Duyguları muhteşem aktarıyorlardı, bunu hiç göze sokmadan ya da doğrudan anlatmadan başarıyorlardı" gibi cümleler söylüyor. Büyülenmiş şekilde onu dinliyorum. Galiba ders bitiyor. D. ortalıkta yok (galiba hırsızlık mevzuunun peşinde). Ben Şener Şen'in yanına gidiyorum. Çok duyguluyum.

"Fotoğraf çekilebilir miyiz? Sizinle tanışmayı çok istiyorum." diyorum. Babacanlıkla kabul ediyor. Elimde eski telefonum var. Kötü bir kamerası var ve sık sık kapanıyor. İnşallah çekebilirim diye kaygılıyım. Selfie yapıyorum ve fotoğraf çekme sesini duyuyorum. Sonra Şener Şen gidiyor.

E.S.'yi görüyorum orada. Yanıma geliyor. Benim mutluluktan gözlerim dolu dolu, ona Şener Şen ile fotoğraf çekildiğimi anlatıyorum. Fotoğrafı göstermek için telefonu kaldırıp açıyorum, meğer çekememişim! Elime geçen tek fırsatı da telefonum olmadığı için kaçırmışım. Ağlamaklıyım. Şener Şen çok yaşlı, belki yakında ölecek diye düşünüyorum ve kahroluyorum. E. beni avutsun istiyorum. Dikkatim ona kayıyor. Yanıma geliyor. Bir şeyler anlatıyor. Fiziksel temas istiyorum.Onu kucağıma oturtuyorum. Bir yandan, "keşke D. burada olsaydı, onun telefonu ile çekerdik" diye düşünüyorum. Yeni telefon alayım ama param yok diye düşünüyorum. Eski telefonun duruyor mu diye E.'ye soruyorum. Yok diyor o da. Bana şefkatli, ama o esnada duygusal olduğum için çocuk muamelesi yapıyor. Normalde buna kızarım ama o sırada buna ihtiyacım var gibi. Bir ara D. gittiği yerden dönüyor ve rüya bitiyor.



(22 Mayıs 2020 Cuma - Eskişehir)

Bütün detayları, kurgusu, akışı uçmuş, unuttuğum bir rüya:

Bir kasaba, bir ev. Bir çocuk ölmüş ve ev ahalisi uyuyor. Evdekilerin umurunda mı değil? Ya da uyansalar dert edecekler ama çok uykuları var. Ben ölen çocuğun/gencin kıyafetlerini değiştirip dışarıya çıkarmaya çalışıyorum. Cesedi bir yere götüreceğim, muhtemelen gömmeye, emin değilim. (Sanırım rüyanın başında bu genç yaşıyordu).


(23 Mayıs 2020 Cumartesi - Eskişehir)

Bir kadın var, bir denizin kıyısında yüzüyoruz. Ben önden gidiyorum. O arkalarda. Denizin kıyısı burası, ama bir göl gibi, sığlıkta sazlar var.

Sanki daha sonra bir kayıttan izliyor gibi bu kadınla yüzüşümüzün bir ânını izliyoruz. Bir yılan geliyor. Ben yüzerken etrafımdan dolanıyor, çevremde çaprazlamasına bir tur attıktan sonra göl/denizin içine süzülüp gidiyor. 

Daha önce denizlere, göllere, derin sulara vs hissettiğim tedirginlik bu rüyada yeniden geldi, fakat daha hafifti. Buradaki kadın B. olabilir gibi hissediyordum, fakat kimliği muğlak ya da uyanınca unuttum.



(24 Mayıs 2020 Pazar - Eskişehir)

8-bitlik bir bilgisayar oyunu (yine). İki renkli ve iki boyutlu. Her şey bir kare parçası. Güya vahşi hayvanlar salınmış (salınmalarına ben ya da biz sebep olmuşuz). Başka kimler var bilmiyorum. Hayvanlardan kaçıyoruz ya da onları avlıyoruz ya da belirli bölgelere sıkıştırıyoruz. Aslan geliyor (tek bir kareden oluşuyor). Ondan baya kaçıyoruz çünkü ne yapsak ölmüyor. Oyunların Big Boss'u gibi. Bir yerde duvara çıkıyorum gibi, ama iki boyutlu gördüğüm için ne kadar yükseğe çıktığımı anlayamıyorum. Aslan da yukarı çıkıyor. Meğer Aslan da 5 ya da 6 blok yükseğe çıkabiliyormuş. Kaçmaya devam ediyorum.


İkinci bir rüya: İş arıyorum.Y. var. Bir de C. Ama C.'nin adı farklı rüyada. Bana bir iş verecek ya da ben onun çalıştığı yere başvurmuşum. "Onunla çalışmak istemiyorum" diye düşünüyorum.


(31 Mayıs 2020 Pazar - Eskişehir)

İki rüya:

Bir otobüs ya da dolmuşta, tanıdık insanlarla bir yerden dönüyorum. B. de var, aynadan bakınca görebiliyorum onu. Benden hâlâ nefret ediyor gibi, uzak duruyor. Konuşmaya girişsem de nafile.

...

C. evleniyor ya da evlenmiş. Kendinden yaşça büyük bir adam bu, meğer bu adamı da tanıyormuşum ya da o beni tanıyormuş. C.'ye telefon ediyorum. Sanki görüntülü aramışım gibi, evi de görebiliyorum. Adam da orada ve beni görebiliyor. Burası yeni evleri, evlilik sonrası bir zaman. Ben evlendiği için epey mutsuzum ve onlar beni hiç umursamıyorlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder