17 Nisan 2020 Cuma

Nasıl "Normale" Döneceğiz?

Bugün beni şaşırtan ve hala üzerine düşündüğüm bir konuyu sizlerin de katkılarıyla tartışmaya açmak istiyorum. Konuyu en baştan söyleyeyim; normale nasıl döneceğiz? (Kaldı ki eski normale dönmeyeceğiz sanırım, o nedenle "yeni bir normale" nasıl ulaşacağız diye de sorabiliriz bunu.)

Önce ne olduğunu anlatayım:

Beni tanıyanlar bilir, dışa dönük ve sosyal bir insanımdır. Bu sebepten gönüllü karantina sürecimiz başladığından beri acaba ne bok yiyeceğim diye başlarda kara kara düşünüyordum. Fakat kendimden ummadığım bir biçimde uyum sağladım. Başlarda Covid tehlikesini kaale almazken elbette zamanla ciddiyeti fark ettim. Bu sürede pek az telefon irtibatı ve hatta pek az sosyal medya etkileşimi ile yaklaşık 40 gündür hiç isyan etmeden evde takılıyorum. Hayatımda kendimi bu kadar başarıyla oyalayabildiğim bir zaman dilimi olmamıştı. Çok sıkılınca parkta bisiklet sürüyorum ve kimseye ilişmeden eve dönüyorum. Dolayısıyla ev arkadaşım İnanç ve kediler Yoda ile Bihter'den başka gördüğüm kişiler bakkal, market, sucu oldu. Bazı insanlar için 40 gün zor olmayabilir, benim için ciddi bir sayı bu.

Bugün sabah beni epey zorlayan bir telefon görüşmesinden sonra darlandım. Ve kendi kendime dedim ki, "Birilerini görmeye, birilerine gerçekten temas etmeye ihtiyacım var. Telefon değil, zoom değil; gerçek temas." Sonra üst üste herhalde 6-7 arkadaşımı aradım. Hepsi görüşmeyi kibarlıkla reddetti. Bunu cidden beklemiyordum. Beklentim topluca bir buluşma yapmak ya da benzer bir şey değil, parkta biraz beraber yürüyüp sohbet etmekti. Arkadaşlarımın tek bir temastan bile kaçınması bence takdire şayan. Belli ki durumun ciddiyetini anlamışlar ve tabii ki evde kalabilme lüksüne az çok sahipler. Bunu vurgulayayım; kimsenin kararını eleştirmiyorum, bilakis takdir ediyorum... Fakat ilk defa "normale" dönemeyeceğiz diye endişelendim. Bir noktada illa ki döneriz evet, peki ama nasıl?

Mesela ölümler olmaya başlayıp da, yetkili bir otorite sokağa çıkma yasağı ya da benzer bir önlem aldığında zamanın akışı üzerine keskin bir çizgi atılmış oluyor. Artık "öncesi" ve "sonrası" diye iki dönem oluşmuş oldu. Ancak aynı otorite "arkadaşlar tehlike tamamen geçti, gece 12'den itibaren eski duruma dönüyoruz." demeyecek. Olayın girişi ve çıkışı -doğaları gereği- tamamen farklı bir dinamiğe sahip.

Peki çıkışın dinamiği nasıl olacak? Ne zaman buluşmalara evet diyebileceğiz? Ne zaman daha güvende hissedeceğiz? Ne zaman yeniden dans edebileceğiz? Ne zaman çocukların parkta başka çocuklarla oynamaları normal olacak? Bir arkadaşınızın buluşma teklifine evet demek için ne olmasını isterdiniz? Ne görmeyi beklersiniz? Yetkili mercilere güven bu kadar azken, kimin çıkıp da bizi rahatlamasını bekleyebiliriz?

Doğru bir cevap yok biliyorum, ama biraz kafa yormak istiyorum. Düşüncelerinizi paylaşırsanız çok sevinirim...


4 yorum:

  1. Bence biraz duygusal bir tepki bu.Herkesin haberler ve eve kapanma nedeniyle sinirleri gergin.Disarida grup olsaniz uyariya maruz kalabilirdiniz.O gerginlikte ve sinirlanmislikta ne paylasilabilirdi bilmem.Bence zaten cok uzun bir suredir sanal yasaniyor sosyallesme denen sey.Gercekten kim kime dokunabiliyordu ki? Mezarliktan gecerken islik calmak gibi yalnizligi hissetmemek icin cevreyi kalabaliklastirmak yapilagelen cogu sey.Ayni sehirde degilsem beni aramayan arkadaslarim var.Covidden onceki bir sey bu hem de. Kaybolan Baglar diye bir kitap okuyorum.Bence virus gelmis cihane karantina bahane....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısmen hak veriyorum kısmen vermiyorum. Söylediğiniz şeyler bazı insanları kapsıyor muhakkak, ama herkesi de genellemiyor. Ben kendimi o genellemenin dışında hissediyorum mesela. Bir de benim asıl üzerine düşündüğüm ve sorduğum şey biraz felsefi bir araştırma, bir düşünce deneyi gibi okunabilir. Ben böyle bir niyetle yazdım, en azından. Covid'den alıp benzer durumu başka şeylere uyarlayabiliriz. Sevdiğiniz birisiyle tartışıp kavga ettiniz, anlık, bıçakla keser gibi olan bir şey. Biz çizik atıldı. Sonra normale nasıl dönüyoruz? Nasıl barışıyor, nasıl uzlaşıyoruz? Bunun dinamiği nedir? Bir olgunun doğasını tartışmaya açmak istemiştim aslında. Böyle şeyleri düşünmeyi severim.

      Bir kaç cümleye yanıt vereyim: "Disarida grup olsaniz uyariya maruz kalabilirdiniz"
      Zaten bunu yazıda belirttim. Bir grup bulaşması değildi niyetim. Burada Eskişehir'de Kanlıkavak parkında 2'li 3'lü bir çok insan gezmeye devam ediyor. Ben bunda bir sakınca görmüyorum. Kaldı ki bu gerçekten uyarılmayı gerektiren bir şey mi emin değilim. Buradaki varsayımım insanların sorumluluklarının farkında olanlar yetişkinler olduğu. Biliyorum bir çok kişi öyle değil, hele de ülkemizde. Ama ben öyleyim. Uzun uzun 40 gün evde nasıl kaldığımı bunun için yazmıştım aslında.

      "O gerginlikte ve sinirlanmislikta ne paylasilabilirdi bilmem"
      Bazen tam da o gerginlik anında kalpten paylaşımlar yapılabiliyor. Bir insanın fiziksel olarak yanımızda olması gerçek bir ihtiyaç. Sanırım iki dünya savaşı arası bir dönemde olacak, yanlış hatırlamıyorsam, hiç kimsenin dokunmadığı bebeklerin öldüğünü keşfediyorlar, oldukça üzücü bir deney sonrası. Bunu Nihan Kaya'nın İyi Aile Yoktur kitabında okumuştum sanırım. Ya da Beden Kayıt Tutar kitabı da olabilir. Dokunmak elzem bir şey. Gerçek bir ihtiyaç. Yaşadığım hayal kırıklığı ve sorgulama bu ihtiyacımı karşılayamamaktan geliyordu.

      "Bence zaten cok uzun bir suredir sanal yasaniyor sosyallesme denen sey"
      Ben de aktif bir sosyal medya kullanıcısıyım, ama hiç bir şey göz göze bakmanın yerini tutmuyor, en azından benim için.

      Kaybolan Bağlar kitabını bilmiyordum. Şimdi bakacağım, adı oldukça ilgimi çekti.

      Paylaşımınız için çok teşekkür ederim.

      Sil
  2. Boyle nezaketle ifade edilse dusunceler gunluk hayatta da, ne kadar farkli olurdu Dunya. Saglik sorunlari olan babamla mesgul oldugum yogun bir donemde, bu duygular icindeki bir insana onu okudugumu,duydugumu anlatmaya calistim elimden geldigince.
    Hastanedeyken oraya ambulansla bir yakinlarini getiren aile uyeleri aralarinda olayi tartisirlarken sunu duydum:Hasta, bir komsunun kapisi onunde bilincini yitiriyor,aile yardim icin ugrasirken kapilarin hic biri acilip yardim edilmiyor.Olu ya da sagir taklidi yapiyorlar.
    Kitabi ozellikle tavsiye ederim.Mesele depresyon gibi sunulmussa da cok daha kapsamli icerik.
    Ben de tesekkur ederim iceriginden cok yararlandigim bu blog icin.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Babanıza çok geçmiş olsun. Ve teşekkür ederim yorumlarınız için.

      Sil